Mehmet Zararsızoğlu                       Hakkımızda                         İletişim
  Ana Sayfa
   
  Bert Hellinger
   
  Sistem-Aile Dizimleri
   
  Seminerler
   
  Psikolojik Hizmetler
   
  Eğitim Programları
   
  Dizimciler Listesi
   
  Makale ve Yayınlar
   
  Sık Sorulan Sorular
   
  Basında Biz
   
  Linkler
   
   
 

 Bilgi

     
   

Adamın biri artık bilmek istediğine karar verir. Atladığı gibi bisikletine, doğaya açılır, insanların oturduğu yerlerden uzakta başka bir yol bulur.

Yol işareti yoktur burada, böylece gözleriyle gördüğüne, adımlarıyla kat ettiğine güvenir. Yelkenlerini dolduran, kaşif sevincidir sanki; önceleri bir sezgiden ibaret olan, kesinliğe kavuşmuştur.

Ama bu yol gelir, geniş bir ırmağa kavuşur. Bisikletinden iner adam. Yoluna devam etmek istiyorsa çünkü, yanında nesi var nesi yoksa kıyıda bırakmak zorundadır, bilir. Ayaklarının altındaki sağlam zemini yitirmiştir. Gücü kendisinden daha fazlasına eren bir kuvvet taşıyacaktır bundan böyle onu. Güvenmek zorunda olduğu bir kuvvet. Duraksar, geri çekilir.

Gerisin geriye, evinin yoluna koyulduğunda işe yarar pek az şey bildiğinin farkına varır. Bildiğini de başkalarına pek zor iletebileceğinin. Bisikletlinin tekinin peşine takılan o adam gibi olmuştur çoğu zaman. Bisikletlinin peşinden giden bu adam, öndekine seslenir, “Baksana! Çamurluğun takırdayıp duruyor!” “Ne?” der beriki. “Çamurluğun diyorum, takırdıyor!” “Seni işitemiyorum” der bisikletli, “Çamurluğum takırdıyor da!”

“Bir şeyler yanlış oldu” der kahramanımız. Frene asıldığı gibi geri döner.

Çok geçmeden yaşlı bir öğretmene rastlar. Sorar ona: “Başkalarına nasıl yardım ediyorsun? Sana çoğu zaman pek az bildiğin şeyler hakkında öğüt isteyenler geliyor. Ama kendilerini bunun ardından daha iyi hissediyorlar.”

“Sorumlusu bilgi değildir” diye yanıtlar öğretmen, “insan yolunun orta yerinde durur, ilerlemeye devam etmek istemezse. Yüreklilik ve özgürlük gereken yerde, doğru olanın kendisine hiçbir seçenek bırakmadığı yerde güvenlik peşindedir o çünkü. Böylece döner durur kendi çevresinde.

Oysa öğretmen bahanelere de görünüşe de direnir. Orta noktayı arar ve orada yoğunlaşmış, bekler. Yelkenini rüzgara açmış biri gibi. Etkisini gösterecek bir sözcüğün kendisine ulaşmasını bekler böylece. Diğeri gelip onu kendi olması gereken yerde bulduğunda ise yanıt her ikisi içindir. Her ikisi de dinleyicidir.”

Ve ekler: “Orta nokta kolayca hissedilir.”