Mehmet Zararsızoğlu                       Hakkımızda                         İletişim
  Ana Sayfa
   
  Bert Hellinger
   
  Sistem-Aile Dizimleri
   
  Seminerler
   
  Psikolojik Hizmetler
   
  Eğitim Programları
   
  Dizimciler Listesi
   
  Makale ve Yayınlar
   
  Sık Sorulan Sorular
   
  Basında Biz
   
  Linkler
 
 

 Geri Dönüş

     
   

Kişi ailesi, ülkesi, kültürü içine doğacak ve daha çocukken içine doğduğu bu yerlerde bir zamanlar örnek alınan, öğretmen ve usta bilinen kişinin kim olduğunu dinleyecek, bu kişi gibi olmak için derin bir özlem duyacaktır.

Kendisi gibi düşünenlere katılır, yıllar boyu katı bir disiplinle eğitir kendini ve onun gibi düşünene, konuşup hissedene dek bu en büyük örneğin yolunda gider.

Ama bir şeyler, der kendi kendine, bir şeyler eksiktir daha. Böylece uzun bir yola koyulur. En uzak yalnızlıkta belki de geriye kalmış son sınırı da aşmak için. Çoktan terk edilmiş eski bahçelerin önünden geçer. Yalnızca yabani güller yetişmektedir buralarda, bir de her yıl verdikleri meyveler, onları isteyecek kimse olmadığı için öylece yerlere düşen yüksek ağaçlar. Buradan sonra da çöl başlar.

Çok geçmeden insanımızı yabancısı olduğu bir boşluk kuşatır. Sanki her yön birdir burada, kısa bir süre sonra, kimi zaman karşısına çıkan görüntülerin de boş olduğunu görür. Onu çeken güce bırakır adımlarını, dolanır durur. Algılarına çoktan güvenmez olmuştur ki kaynağı görür, orada, önünde. Topraktan fışkırmakta, sonra çabucak toprağa sızmaktadır. Ama suyun eriştiği yerde cennete dönüşmektedir çöl.

Etrafına baktığında iki yabancının geldiğini görür. Kendisinin yaptığını yapmıştır onlar da. Onun gibi olana dek örneklerinin yolundan gitmişlerdir. Onun gibi çölün yalnızlığında kim bilir belki son bir sınırı aşmak için uzun bir yola koyulmuşlardır. Ve kaynağı bulmuşlardır onun gibi. Birlikte eğilir, aynı sudan içer, hedeflerine neredeyse ulaştıklarına inanırlar. Sonra isimlerini söylerler birbirlerine: “Benim adım Gautama Buda.” “Benim adım İsa Peygamber.” “Benim adım Hazreti Muhammed.”

Derken gece çöker. Başlarının üzerinde ezelden beri olduğu gibi yıldızlar ışıldar, sonsuz uzaklıklarda ve dingin. Sessizleşirler. Aralarından biri, büyük örneğe hiç olmadığı kadar yakın hisseder kendini. Sanki onun, güçsüzlüğü, gelip geçiciliği ve tevazuyu bildiğinde nasıl hissettiğini bir an boyunca biliverecek gibidir. Suçu da bilse neler hissedeceğini de biliverecek gibi.

Ertesi gün döner ve çölden kurtulur. Yolu bir kez daha terk edilmiş bahçelerin önünden geçer.