Mehmet Zararsızoğlu                       Hakkımızda                         İletişim
  Ana Sayfa
   
  Bert Hellinger
   
  Sistem-Aile Dizimleri
   
  Seminerler
   
  Psikolojik Hizmetler
   
  Eğitim Programları
   
  Dizimciler Listesi
   
  Makale ve Yayınlar
   
  Sık Sorulan Sorular
   
  Basında Biz
   
  Linkler
 
 

 Şenlik

 
   

Kişi yola koyulmuş. Uzaklara bakarken kendine ait olan evi görmüş. Eve doğru yürümüş. Ulaştığında

kapı açılmış ve Kişi, bir şenlik için düzenlenmiş bir mekana girmiş.

Bu şenliğe yaşamında önem taşıyan herkes geliyor, gelen herkes de bir şey getiriyor, bir süre kalıp gidiyormuş.

Herkes elinde Kişi’nin her nasılsa bütünüyle ödediği bir armağanla gelmiş böylece: Anne-baba-kardeşler-büyükbaba-büyükanne-dede-nine-amcalar-teyzeler-dayılar-halalar-sana yer açan herkes-sana bakan herkes-komşular belki-arkadaşlar-öğretmenler-eşler-çocuklar: Yaşamında önem taşımış, hala da taşıyan herkes. Ve gelen herkes bir şey getiriyor, biraz kalıyor-ve gidiyormuş. Tıpkı gelen, bir şey getiren, biraz kalan-ve giden düşünceler gibi. Dilekler gibi tıpkı ya da acılar gibi. Bir şey getiriyor, biraz kalıyor-ve gidiyorlarmış. Bize bir şey getiren, bir süre kalan -ve giden yaşam gibi.

Şenlikten geriye armağanlara boğulmuş Kişi kalmış. Yanında yalnızca bir süre daha kalması doğru olanlar varmış. Kişi pencereye yaklaşmış, dışarıya bakmış, başka evler görmüş; günün birinde orada da bir şenlik olacağını, oraya gideceğini, bir şeyler götüreceğini, bir süre kalacağını -ve gideceğini bilmiş.

Bizler de burada bir şenlikteyiz, bir şey getirdik, bir şey aldık, bir süre daha kalacağız -ve gideceğiz.

ve kendisine ait bahçenin önünde son bulur. Kapıda yaşlı bir adam durmaktadır. Onu beklemiş gibidir. “Senin gibi uzaklardan dönen biri nemli toprağı sever” der yaşlı adam; “Topraktan çıkan herşeyin doğduğu gibi öldüğünü de bilir, öldüğünde de beslediğini.” “Evet” diye yanıtlar diğeri, “Toprağın yasasına katılıyorum.” Ve toprağı ekmeye başlar.