Mehmet Zararsızoğlu                       Hakkımızda                         İletişim
  Ana Sayfa
   
  Bert Hellinger
   
  Sistem-Aile Dizimleri
   
  Seminerler
   
  Psikolojik Hizmetler
   
  Eğitim Programları
   
  Dizimciler Listesi
   
  Makale ve Yayınlar
   
  Sık Sorulan Sorular
   
  Basında Biz
   
  Linkler
   
 

 Sükunet

     
   

Psikoterapi konulu bir kongrede ünlü bir psikolog, dişi üzerine bir konuşma yaptı ve tartışma sırasında genç kadınların şiddetli saldırısına uğradı. Kadınlara hala büyük haksızlık yapıldığı, kadınların önünde bir erkeğin dişilikten söz etmesinin haddini bilmezlik olduğu görüşündeydiler.

Çok iyi niyetle konuşmuş olan psikolog haksızlığa uğradığını, köşeye sıkıştırıldığını gördü, hele bir de bu genç kadınların ileri sürdüklerine karşı söyleyecek pek az şey varken.

Olay sona erdiğinde geri dönüp neyi yanlış yaptığını düşündü. Meslektaşlarıyla görüştü. Bilge bir adamdan da öğüt almaya gitti.

Bilge, “Genç kadınlar haklı” dedi, “Gerçi, senin de gördüğün gibi erkeklere karşı koymada hiçbir zorlukları yok, olasılıkla kendileri öyle kötü bir haksızlığa da uğramamışlar. Ama başka kadınların maruz kaldıkları haksızlığı sanki kendileri yaşamış gibi üstleniyorlar ve böylece de güçlerini ökse otu benzeri yabancı bir gövdeden kazanıyorlar. Gerçi kendilerine ait büyük bir ağırlıkları yok ve sevgide benzerlerine bağımlı kalıyorlar ama kendilerinden sonra gelenlere de yardım ediyorlar; çünkü biri tohum eker, başka biri ekin biçer.”

“Ben bunları bilmek istemiyorum” dedi psikolog. “Benim bilmek istediğim, bir kez daha böyle bir duruma düşecek olursam ne yapmam gerektiği?”

“Arazinin ortasında fırtınaya yakalanmış biri gibi davran; böyle biri fırtına dinene kadar sığınacak bir yer arar. Sonra yeniden açık havaya çıkar ve taze havadan sevinç duyar.”

Psikolog meslektaşlarının arasına döndüğünde bilgenin kendisine ne öğütlediğini sordular. “Pek hatırlayamıyorum ama” diye yanıtladı, “Galiba fırtınada da sık sık açık havaya çıkmam gerektiği düşüncesindeydi.”