Mehmet Zararsızoğlu                       Hakkımızda                         İletişim
  Ana Sayfa
   
  Bert Hellinger
   
  Sistem-Aile Dizimleri
   
  Seminerler
   
  Psikolojik Hizmetler
   
  Eğitim Programları
   
  Dizimciler Listesi
   
  Makale ve Yayınlar
   
  Sık Sorulan Sorular
   
  Basında Biz
   
  Linkler
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
 
 

 Sık Sorulan Sorular

 
   

Aile Dizimleri neden etkili?

Neden bir dizimde bu kadar az bilgi gerekiyor?

Dizimler kimi zaman neden yarıda kesiliyor?

Terapistin rolü nedir?

Dizimlerde neden ölmüşler de yer alıyor?

Dizimler ne kadar etkili oluyor?

Bert Hellinger otoriter, zamanın gerisinde ve kadın düşmanı mıdır?

Başlangıç için en uygun kitaplar hangileri?

Terapist, dizim yapan ve danışmanlara nasıl ulaşabilirim?

Dizimler grup olmaksızın da yapılabilir mi?

Herkes hayatında bir kez mi dizim yaptırabilir?

Dizimler hangi aralıklarla yaptırılmalı?

Aile Dizimleri neden etkili?

Bert Hellinger 'in kendisi için önem taşıyan, dizimlerin neden etkili oldukları değil, sadece etkili olmasıdır. Sonradan getirilen açıklamaların uygulamaya herhangi bir katkısı yoktur. Gabriele ten Hövel ile yaptığı bir söyleşisinde bunu şöyle ifade ediyor: "Her şeyin birlikte aktığı bir derinlik var, zamanın ötesinde bir derinlik… Kimi zaman kişinin bu derinlikle temasa geçtiği durumlar oluyor. O zaman düzenleri, saklı düzenleri tanıyor, ruhta daha büyük bir şeye dokunabiliyorsunuz." İlginç bir şekilde dizimler, ailelerinin dizimi yapıldığından hiç haberi olmayan üyeleri üzerinde de etkili olmaktadır.

İngiliz biyolog Rupert Sheldrake, morfojenetik alan teorisini geliştirmiştir. Bu teoriye göre kalıtım yalnızca genler yoluyla değil morfik alanlar yoluyla da aktarılır. Bu alanlar, söz konusu türün kolektif belleğini oluşturur. Alan, türün her bir bireyi ile zenginleşirken her birey de bu kolektif belleğe "bağlanır". Morfojenetik alan teorisi, aile dizimi çalışması sırasında temsilcilerin "temsili algılamaları" ile aile belleğine erişimi deneylemelerine bir açıklama getirebilir.

Neden bir dizimde bu kadar az bilgi gerekiyor?

Bu terapi yönteminde aileye ilişkin en önemli bilgiler yeterli oluyor. Bunlar; kaç kardeş olduğu, erken ölümler, ağır hastalıklar, daha önce yaşanmış önemli ilişkiler olup olmadığı, zor kaderlerin hangi noktalarda yaşandığı. Kilitlenen dinamiği bu az sayıda bilgiyle görünür hale getirmek daha kolay oluyor; bu dinamik, kişilik tanımlarından çok olgulara yönelik. (sözgelimi birisinin "baskın" ya da "zayıf" bir davranış sergilemesi gibi).  "Ağaçlardan ormanı görememek" deyişini duymayan var mıdır? Az sayıda ön bilgi sahibi olmak dizimdeki temsilciler için de daha iyi. Aksi takdirde temsili algılamaları bilgi fazlasıyla zayıflayabilir ya da tedirgin olabilir.
İyi bir terapist fenomenolojik olarak görür; az sayıda bilgi onun için yeterli olacaktır.

Dizimler kimi zaman neden yarıda kesiliyor?

Dizime temel olarak çözüm göründüğünde son verilir ve bu enerji alanının en güçlü olduğu andır. Ancak bazen dizime daha önce son vermek de gerekebilir. Danışan terapistle işbirliğine girmekten kaçınır ve çözümü kabul etmek istemez ise böyle bir durumda dizim yarıda kesilir. Bu da, aradan zaman geçtikten sonra çözüm yolunda sıklıkla önemli itkilerin ortaya çıkmasına yol açan terapötik bir önlemdir.  

Terapistin rolü nedir?

Bir dizimden elde edilen sonucu terapistin kişiliği de etkiler. Terapist gerçekle yüz yüze gelme cesaretine sahip olmadığında dizime katılanlar onun güvensizliğini hisseder. Bu durumda, terapist kimi şeyleri dışladığı için bir dizimde bütün gerçeğin ortaya çıkmama olasılığı da mümkündür. Ancak bir dizimde alınan sonuç bu şekilde keyfi bir nitelik almaz ya da tahrif edilmiş olmaz. Deneyimsiz bir terapistin iyi bir sonuca ulaşması daha uzun zaman alacaktır. Bununla birlikte temsilcilerin tepkilerinin yardımıyla sonuca yine de ulaşacaktır.


Dizimlerde neden ölmüşler de yer alıyor?

Ailede herkes eşit aidiyet hakkına sahiptir ve buna ölmüşler de dahildir. Yası gereğince tutulmamış (yas dönemi çok kısa ya da uzun sürmüş) ya da unutulmuş ölmüşler, sıklıkla aile içinde kuşaklar boyu süren kilitlenmelere yol açar. Daha sonraki dönemde doğmuş bir aile bireyinin bu kişiyi izlemeye çalışması sıkça görülen durumlardandır. Ölmüşlere layık oldukları yer verildiğinde ve sevgiyle anıldıklarında, aile sistemleri içinde ruhları huzura kavuşmamış hayaletler gibi dolanmaya son verirler. Geri çekilebilir ve tıpkı uzaktan ışıyan güneş gibi ailede iyileştirici bir etki yaratabilirler. Bununla birlikte bir dizime ölmüş kişinin (ya da kişilerin) temsilcileri olmaksızın başlamak önem taşır. Bu kişiler resme dahil edildiğinde temsilcilerin duygu ve algılarındaki değişimler ancak bu şekilde saptanabilir. Fransız psikoloji profesörü Anne Ancelin Schützenberger, çok gerilerde kalmış travmatik olayların ailenin bilinçaltında kimi zaman yüzyıllar boyu kuşaktan kuşağa aktarıldığını ortaya çıkarmıştır. Daha sonraki kuşaklarda sıkça hastalıklar, kaza ya da intihar girişimleri tam da aktarılan bu olayın yaşandığı dönemde meydana gelmektedir. Schützenberger, ağır bedensel ya da psikosomatik hastalık sahibi kişilerin, Fransız Devrimi sırasında yaşamını kötü koşullar altında yitirmiş ve yası tutulmamış ataları olduğunu görmüştür. Bu kişiler içtenlikle anıldığında, böylece takdir edildiklerinde sonraki kuşaklarda ortaya çıkan hastalık belirtileri sürekli olarak kaybolmuştur.

Dizimler ne kadar etkili oluyor?

Bu soruya cevabı, Bert Hellinger 'in "Ailelerde Hastalık ve İyileşmeye Yol Açanlar" adlı kitabından aktaralım: "Bu çalışmanın ne gibi bir etkisi olduğunun görülmek istenmesini anlaşılır buluyorum. Öte yandan, çalışmayı değerlendirmek isteyen onu bizzat yapmak zorunda. Bunu yapan, çalışma sırasında geribildirim alıyor ve neyin işe yarayıp neyin yaramadığını değerlendirebiliyor. İlk geribildirim hemen dizim sırasında alınıyor. Bu sırada duyguda, bakışta, hissedişte, bir şey yapma gücünde neyin değiştiği anında görülebiliyor. Ancak kişinin bununla ne yapacağını terapist belirleyemez. Bu nedenle, burada rol oynayan pek çok diğer unsur göz önünde bulundurulamayacağı için bir zaman geçtikten sonra değerlendirme gerçekten güvenilir olmuyor. Sözgelimi çocuğun ana-babasına bağlılığı bir kez daha ortaya çıktığında ve çözümü kabul edeceğine ölmeyi yeğlediğinde terapinin başarısız olduğu öne sürülebilir. Ama bu doğru değildir. Danışan özgürdür ve terapiden bağımsız olarak bambaşka bir tercih yapabilir.""

Bert Hellinger otoriter, zamanın gerisinde ve kadın düşmanı mıdır?

Otoriter tavır:

"Kendimi otoriteyle koyuyorum ortaya ama otoriter değilim. Çünkü her zaman iç görümü izliyor ve sürekli sorguluyorum: Durum böyle mi? Eğer danışanlar kendilerini sonradan rahatlamış hissediyorsa kendimi ortaya koyuş biçimim doğrulanmıştır.
Benim için otorite, başkalarının gereksindiği bir şeyde yeti sahibi olmaktır. Belli bir durumda karşımdakinin gereksindiği şeyi yapabildiğim sürece otorite sahibiyimdir. Otorite, gereksinim ve bu gereksinimi karşılama yetisi arasındaki eğime bağlıdır. Karşımdakinin ihtiyacı ne kadar büyük, benim bunu karşılama yetim ne kadar fazlaysa, otoritem de o kadar artacaktır"

Bert Hellinger - Kabul Etmenin Özgürlüğü

Zamanın gerisinde kalmış bir dil:

"Tevazu", "düzen", "lütuf" gibi sözcükler günümüzde kulağa eskimiş geliyor. "Seni onurlandırıyorum" ya da "lütfen beni kutsa" gibi cümlelerin de eskimiş ve dinsel bir tınısı var. Ancak, dizilen insanların ruhuna en fazla dokunanlar tam da bu cümle ve sözcükler. Cümleler güç veriyor, çözüyor ve barıştırıyor. Etkilerine bakılarak değerlendirilmeleri gerekiyor, dünya görüşüne ilişkin ideolojiye uygun olup olmadıklarına bakılarak değil. Bert Hellinger tevazu, iyilik, onur ya da lütuftan söz ettiğinde, çağdaş, analiz yönelimli psikolojinin dağarcığı olmadığı bir ruhsal yaşam alanına ulaşıyor. Sistemn çalışmasında bu kadar yüksek güce sahip daha uygun sözcük ve cümleler olsa idi emin olun Bert Hellinger ’de bunları kullanırdı.

Kadın düşmanlığı:

Kimi feministlerin Bert Hellinger 'e yönelttiği eleştiri başka şeylerin yanı sıra onun "Kadın erkeği izler" ifadesine dayanıyor. "Kadın erkeği izler" ifadesi böylece tam değil. Bunun devamında, "Erkek dişiye hizmet eder" cümlesi var. Bert Hellinger 'e göre kadın, ailenin merkezi. Yaşamı koruyor ve sürdürüyor. Erkek, aileyi dışarıda temsil ediyor, korunmasını ve temellerini sağlıyor. Bert Hellinger 'in çalışmasının temelinde uygulama var. Dizimler sırasında sıklıkla görülen, erkeğin baş yeri almasının bütün aile bireyleri için daha iyi olduğu. Çocuklar da kimi zaman erkeğin yanında daha güvende oluyor. Belki anaerkil kültürlerde farklı bir olguyla karşılaşılabilir. Ancak Batı toplumlarında görülen bu şekilde bir yaklaşımdır.

Başlangıç için en uygun kitaplar hangileri?

Bert Hellinger'in gazeteci Gabriele ten Hövel ile yaptığı söyleşilerden derlenen "Anerkennen, was ist", Kabul Etmenin Özgürlüğü" adıyla 2002 yılında yayınlandı. Hellinger'in Türkçe'deki ilk kitabı olan Kabul Etmenin Özgürlüğü, terapistin yalnızca Aile Dizimine değil, her alanıyla yaşama ilişkin görüşlerini de içermesi açısından çok iyi bir başlangıç kitabı niteliği taşımaktadır.

İlk basımı 1994'te yapılan "Ordnungen der Liebe", Sevgi Düzenleri adıyla Türkçe’ye çevrildi. Bert Hellinger'in temel eserlerinden biridir. Bu kitapta seçilmiş terapötik kurslar aslına sadık bir biçimde aktarılıyor. Bert Hellinger 'in terapötik çalışma biçimi ayrıntılı bir şekilde tanıtılıyor. Hellinger 'i açıklanan düzenlerin kavrayışına götürmüş olan bilme biçimi anlatılıyor. Kendisiyle yapılan uzunca bir söyleşide görüş ve çalışma biçimi bir kez daha özetleniyor.

Terapist, dizim yapan ve danışmanlara nasıl ulaşabilirim?

Bert Hellinger'in Sistem/Aile Dizimi yöntemi, Hellinger Enstitüsü Türkiye ve Ultima Sistem Dizimleri  Merkezi ’nde Mehmet Zararsızoğlu tarafından uygulanmaktadır. Hellinger Türkiye, Hellinger Enternasyonal tarafından onaylı Bert Hellinger ’in kuramını ihtiyacı olanlara ulaştıran Türkiye ’deki tek resmi ve yetkili kurumdur. 

Dizimler grup olmaksızın da yapılabilir mi?

Temel olarak dizimleri grup çalışması olmadan, bireysel terapi esnasında danışan ve terapist olmak üzere yalnızca iki kişiyle yapmak da mümkündür. Bunun için en uygunu, şablon ya da sembollerle gerçekleştirilen dizimlerdir. Burada her bir aile bireyi bir sembol ya da şablonlarla temsil edilmektedir. Ancak birebir bu tür bir çalışmada danışan, kendisini farklı yerlere yerleştirerek ya da bunu zihninde canlandırarak dizime bizzat katılmak durumundadır. Grup dizimlerinde olduğu gibi burada da danışanın başlangıçta gözlemci konumunda olmasının daha iyi olduğu görülmüştür. Bireysel terapide yapılan dizimler ilk hareketin yolunu açsa dahi, kilitlenmelerin karmaşıklığını ve derin çözüm edimlerini, çoğu durumda aktaramıyor.

Herkes hayatında bir kez mi dizim yaptırabilir?

Birden fazla dizim yaptırmak mümkündür. Mehmet Zararsızoğlu ’nun düşüncesine ve yaptığı tecrübelere göre iyi bir çözümün oluşması bir dizim veya bireysel terapi sonu en az bir yıl gerektirmektedir. Bu çözüm resminin, bir yılda yaşayacağımız, sadece bir parçası olduğumuz evrenin ve ailesel sistemin tüm değişim ve oluşumlarıyla var olmayı deneyip kabullenmesini gerekli kılmaktadır.

Ailedeki kişilerle aynı anda dizim yaptırabilmek mümkün mü?

Evet, ailedeki üyelerinde bulunduğu bir ortamda dizim yaptırmak mümkündür. Dizim genellikle bir tek kişiyle yapılır. Bu kişi kendinin veya ait olduğu ilişkinin veya sistemin sorununu ifade edendir. Terapist dizimin gelişimine göre gerekli bulursa aile üyelerini de dizime dahil edebilir.

Dizimler hangi aralıklarla yaptırılmalı?

Burada önerilen bir süre yoktur. Ama yukarıda belirtildiği gibi, iyi bir çözümün bir yaşanırlılığa ve kabulle gelen güvene ihtiyacı vardır. Bu da kendine ve çözüme inanç ve yaşamın akışına güvenle ilintilidir.