Mehmet Zararsızoğlu                       Hakkımızda                         İletişim
  Ana Sayfa
   
  Bert Hellinger
   
  Sistem-Aile Dizimleri
   
  Seminerler
   
  Psikolojik Hizmetler
   
  Eğitim Programları
   
  Dizimciler Listesi
   
  Makale ve Yayınlar
   
  Sık Sorulan Sorular
   
  Basında Biz
   
  Linkler
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
 
 

 Basında Biz
   







 


Füsun Saka

Ruhsal sorunlar da genetik olarak kuşaktan kuşağa aktarılıyor…

Aile dizimi metodunun kurucusu Alman psikoterapist, filozof Bert Hellinger,  22-23 Eylül tarihlerinde, Boğaziçi Üniversitesi'nde seminer vermek üzere geliyor.

Genlerle taşınan sadece göz renginiz ve hastalıklarınız değil… Mutsuzluk, bağımlılıklar ve travmalar da nesilden nesile taşınıyor. Uzun süren depresyondan kurtulamıyor, ilişkilerinizde hep sorun yaşıyor ya da amansız bir hastalığa mı yakalandınız? bunun sorumlusu hiç tanımadığınız bir aile büyüğünüz olabilir. Nasıl mı? Bu soruyu önümüzdeki günlerde bu konuda bir seminer düzenleyecek olan Hellinger Türkiye Enstitüsü'nün kurucusu ve başkanı Dr. Mehmet Zararsızoğlu'na sorduk.

"Depresyonunuzun nedeni 50 yıl önce  yapılmış bir kürtaja dayanabilir." Seminerden bahseder misiniz?

22-23 Eylül tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi'nde "mutlu eden sevgi" konulu   bir seminer düzenliyoruz. Bu seminere, Sistemik Dizimler/ Aile dizimi metodunun kurucusu Bert Hellinger'i, iki gün boyunca geliştirmiş olduğu yöntemi uygulamalı olarak, dizimler ve egzersizler aracılığı ile katılımcılarla paylaşmak üzere davet ettik.

"AB psikoterapi yasaları normlarında kabul görmüş ve onaylanmış tüm psikoterapi kuramlarının eğitimini almış aynı zamanda uygulayıcısı bir terapist olarak, Hellinger yönteminin mucizevi olduğunu söylemeliyim."

Bir terapi yöntemi olan Sistemik Dizimler/Aile Dizimi'ni biraz açar mısınız?

Aile Dizimi; sorunu ele alınan bireyin, güncel ya da köken ailesinin temsili olarak dizilmesine dayalı bir yöntemdir. Ailenin, kişinin içsel gözündeki resmi ortaya konulur.  Çeşitli kilitlenmeler, blokajlar içeren bu resmin terapist tarafından adım adım değiştirilmesi ile herkes için aydınlatıcı ve özgürleştirici olan 'çözüm resmi'ne ulaşılır. Özetle kilit kırılır ve aile ruhu kendine özgü derin hareketleri ile akmaya başlar ve sorun-hastalık çözülür. Ailenin sahip olduğu kolektif vicdan, kör bir güdüyle aileden hiçbir üyenin dışlanmasına, haksızlığa uğramasına, acı, mağduriyet yaşamasına müsaade etmez. Bilinçaltı kilitlenmeler bu şekilde oluşur yeni nesiller bilinçsizce bu rolleri üstlenir.  

Aile Dizimi yöntemi hangi sorunların çözümünde işe yarıyor?

Bu şekilde bir kez gerçekleştirilecek bir aile dizimi semineri ile; cinsellikten bedensel hastalıklara, ilişki sorunlarından bağımlılıklara kadar yaşamın herhangi bir alanında kriz ya da kilitlenme yaşayan kişilere sorunlarının kökten çözümünde yardımcı oluyoruz. Yaşam enerjisinin yeniden özgürleşmesi ve kişinin verimli, anlamlı, bütünlüklü, doyumlu bir yaşam sürmesine destek veriyoruz.

"Seminerde katılımcılar; Hellinger yöntemi ile kalıcı ruhsal sevgi ve mutluluk ile tanışacak."

Hellinger yönteminin diğer terapilerden farkı nedir? Neden tercih ediyorsunuz?

Tüm mesleki eğitimimi Almanya'da aldım ve bu süreçte neredeyse psikoloji yüksek lisansı sonrası yapmadığım ihtisas psikoterapi eğitimi kalmadı. Aile terapisi, çocuk terapisi, hipnoterapi, NLP tekniklerinin hepsini öğrenmiş ve o güne kadar özel yaşamında ve iş alanında kullanan biriydim. Fakat öyle bir nokta geliyordu ki  tıkanıyordum. Ta ki Hellinger'in 600 kişilik bir salonda ilk aile dizimini seyredene kadar. Bizim 1.5, 2 yıl süren terapilerde çözmeye çalıştığımız çok ciddi bir olayı, 'mucizevi' bir yöntemle 35-40 dakikada bütün öğrendiklerimi ve geldiğim noktayı sorgularcasına çözüyordu. Önce yöntemin sadece Hellinger'e özgü olduğunu düşündüm. Bir süre sonra birlikte çalışma ve dost olma şansımız doğdu. Böylece insanlardaki sorunları mevcut terapi yöntemlerinin öngördüğü bir kuramla değil; tamamen o ailenin, sistemin, kişinin dokusuyla örtüşerek, yaşamına yönelik düşünüldüğünde sonuç odaklı başarı sağlandığını  gördüm. Ve 93 yılından bu yana uyguladığım diğer terapi tekniklerinin yanı sıra, ağırlıklı olarak Hellinger yöntemini de kullanıyorum.

Ruhsal problemler bir sonraki kuşağı nasıl etkiliyor?

Psikolojik sorunlar atalarımızdan miras  kalıyor. Depresyonunuzun nedeni 50 yıl önce  yapılmış bir kürtaja, bebek yaşta ölüp unutulan ve adı hiç anılmayan bir dayıya dayanabilir…ya da partner ilişkilerinizdeki çözümsüzlüklerin nedeni hiç tanımadığınız büyük büyükannenizin yaşadığı bir duygusal travma olabilir. Geçmişte yaşananlar, yaşanmış bitmiş olsa da biz bilincinde olmadan ailenin kolektif vicdanı gereği travmatik etkileri şu anda yaşadıklarımızda belirleyici rol oynuyor.
 


BERNA KAYRA

Öğrenci ustaya sorar:'Söyle bana nedir özgürlük?'  'Hangi özgürlük?' diye sorar usta.

“Ahmaklık ve pişmanlığın ardından gelen özgürlük, içgörüdür. Rüzgarda salınan başağa benzer, zayıf olduğunda eğilmeyi bildiği için ayakta kalır.

Kimileri ruhlarının gerçeğini aradığını söyler. Oysa büyük ruh onlar aracılığıyla düşünmekte ve aramaktadır. Tıpkı doğa gibi o da pek çok hata kaldırır, yanlış oyuncuları sürekli ve zahmetsizce yenileriyle değiştirmektedir çünkü. Düşünmelerine izin verdiklerine kimi zaman biraz oyun alanı tanır. Ve kendini ona bırakan bir yüzücüyü taşıyan ırmak gibi alır onları, bir kılınmış güçle kıyıya taşır” (Bert Hellinger- Sevgi Düzenleri)

Ultima Psikoterapi ve Hellinger Türkiye Enstitüsü’nün kurucusu ve başkanı olan Mehmet Zararsızoğlu’nun, Sistem/Aile Dizimi çalışmalarıyla tanıştıktan ve Bert Hellinger’in kitaplarını okuduktan sonra hayatım değişti desem yeridir. Merak edenler www.hellingerturkiye.com adresini inceleyebilir. Ben burada ne fenomenolojik yaklaşım, ne de aile dizimi hakkında bilgi vermek niyetinde değilim. Kendi içimde onurlandırdığım birine teşekkürümü paylaşmak istiyorum.

Çok Sevgili  Mehmet Hocam;

(Size “Hocam” diye hitap ediyorum, çünkü insanın yaşamına dair çok önemli şeyleri gösteren biri olarak size ancak böyle hitap etmek içimden geliyor. Bana göre siz Büyük Ruhun hizmetinde bir hayat öğretmenisiniz.)

Aralık ayında tanıştığım çalışmalarınızın, birkaç aylık, kısa zaman diliminde bana-getirdiği demeyeyim, çünkü daha devam ettiğini düşündüğüm bir süreç- kapı araladığı yeni algılayış, hissediş boyutunu paylaşma ihtiyacı duyuyorum. Hem kendilerince faydalanma şansı yakalayabilecek kimselere vesile olmak istiyorum, hem de duygularımı yazmayı  size gönülden teşekkürün bir yolu olarak görüyorum.
 
Kalbinizde bana bir yer açtığınız ve ruhumun tüm hareketini görmemi sağladığınız için, Zihinlerimize hitap eden ve zihinlerimizden türeyen her türlü çabanın ötesinde, egolarımızdan daha önemli olan ruhlarımızın hareketlerini hatırlattığınız için,

Descartes gibi rasyonalistlerin çabaladığı apaçık bilgiye, zihnin şüphesi ile değil, olana çevrilen gözle, bir anlamda niyetsiz gönül gözüyle bakmakla ulaşılabileceğini gösterdiğiniz için,

Hayatımda olmuşlar ve üzerimde etki bırakanları olduğu gibi görmek ve almakla huzura ulaşabileceğimi anlamamı sağladığınız için,

Kötü olarak değerlendirdiklerim ve algıladıklarımın beni zenginleştirebileceğini, iyi-kötü gibi sınıflandırmalarımızın bizi kategorize etmekle sınırlandıracağını gösterdiğiniz için,

Kendimi sevmenin ve kabul etmenin yolunun, yadsımak ya da suçlamakla değil, kendimle yeniden özdeşleşmekle; tüm yüklerden arınmanın unutmakla değil,  idrak etmekle, anlamakla bağını tecrübe etmemi sağladığınız için,

İçimde hep taşıdığım ve nedenini bilmediğim telaşın ve bu telaşın yarattığı endişenin yerini, “acele etmeme gerek yok, zamanım var” duygusuna bırakmasına aracı olduğunuz için,

Bir gün her şey için ümit besleyebileceğim hissini duyumsamamı sağladığınız için,
Başta, bana hayat veren ve kendilerince benim için en iyisini istemiş olan anne babamı, onların geldikleri ana babaları, sonra da birbirine bağlı tüm ruhları olduğu gibi kabul edip sevmem gerektiğini gösterdiğiniz için,

En büyük özgürleşmenin yargısızlıktan geçtiğini anlamamı sağladığınız için,

Bir gün bile olsa, hayatım boyunca acıyla taşıdığım omuz ağırlığımdan kurtulup, kuş tüyü gibi hafif hissederek yürümemi sağlayacak şifayı verdiğiniz için,

Kendime ya da başkalarına acımanın kızgınlıkla ve her duygunun en temelde sevgi ile ilgili olduğunu görmemi sağladığınız için,

Kime ne anlatmaya çalışırsam çalışayım, karşı tarafın alabileceği kadarını verebileceğimi, bunu bilmenin bir küçümseme ya da kibir gerektirmediğini, bu gerçeğin herkes için geçerli olduğunu bir kez daha idrak etmeme yol açtığınız için,

Yaşamda, yaşayabilmek adına tüm çabaların, huzura gereksinimden olduğuna ve huzurun bu çabalarla gelemeyebileceğine işaret ettiğiniz için,
 
Herkesin kalbini alacak kadar büyük, ama bir o kadar gururdan ve kibirden uzak, iddiasız, sade bir kalbiniz olduğu, ve bu kalp gözlerinizden, gülümseyişinizden görülebildiği için … size ve beni sizinle tanıştıran kaderime sonsuz şükran duyuyorum. Bana, yeni bir Berna olarak yaşama dönmem için itici kuvvetinizle güç verdiğiniz, bundan böyle tüm kilitlenmelerin çözümünü yeni bir Berna olarak aramama olanak sağladığınız için de teşekkür ediyorum. 

En derin sevgilerimle..

Berna Kayra

 

RUHUN KİLİDİNİ AÇIYORUZ

Dilek Kaykılar/İstanbul

Yaşanan bütün olumsuzlukların ailede kuşaklar öncesindeki olaylara dayandığı tezini savunan 'Bert Hellinger Yöntemi' şimdi Türkiye'de. Şu anda sadece  Mehmet Zararsızoğlu'nun uyguladığı yönteme göre ailede 50 yıl önce yaşanan ölümler,kürtajlar bile bugünü etkiliyor.

Ruhumuzu özgür bırakmak için, bazen yüzyıllar öncesine uzanmak gerekiyor. Mesela bir depresyonun nedeni 50 yıl önce yapılmış bir kürtaj bile olabilir. Bu cümleler  Mehmet Zararsızoğlu'na ait.
Zararsızoğlu, Bert Hellinger terapi yöntemini Türkiye'de ilk uygulayan doktor. Bu yönteme göre kuşaklar öncesinde aile içinde ve aile üyelerinin yaşadığı 'ağır travmalar', bir anlamda kader olarak bize miras kalıyor. Zararsızoğlu bunları 'ağır kader' diye adlandırıyor.
Ağır kaderleri ise şöyle tanımlıyor: Öncelikle anne, baba, kardeş, büyükanne, büyükbaba, hala, amca, dayı, teyze, ve yine büyük büyük anne veya babanın başına gelen kürtaj, intihar, aile dışına itilme, evlatlık verilme, cinayet, sevdiğine kavuşamama, sevdiği kişiye yapılan büyük bir haksızlık....
Bu olaylar geçmişinde yer alan bir kişi, bunların ağır bedellerini belki 50, belki de 100 yıl sonra ödeyebiliyor. Yani kısacası birkaç nesil sonrasında bile bilet onlara kesilebiliyor.

Aileler dizilsin

Zararsızoğlu, 'Ne kadar şansızım', 'Ne kadar kısmetsizim' ya da 'Amma da aptalım' yakınmalarının ardında kilitli ruhların yattığını belirterek, "Ben diyorum ki,ömrünüzü heba etmek istemiyorsanız, ruhunuzu özgür bırakın" diye konuşuyor. Ruhu özgür bırakmanın ise aile dizimi yöntemiyle gerçekleşebileceğini belirtiyor. "Fenomenolojik Sistemik Yaklaşım dediğimiz bu yöntemle kişinin içinde yaşadığı öfkeyi,nefreti arındırması sağlanıyor. Kendisiyle barışık olması gerçekleşiyor." Aile dizimi yöntemini yaygınlaştırabilmek için misyon üstlenen Zararsızoğlu, yıllarca Almanya'da yaşadıktan sonra Türkiye'ye gelerek yöntemin mucidi Bert Hellinger'in adını taşıyan enstitüyü kurdu. Şu anda hem meslektaşlarına eğitim veren hem de danışanlarına 'aile dizim' uygulayan Zararsızoğlu, yöntemin nasıl işlediğini şöyle anlatıyor: "21 yıl Almanya'da yaşadım.1999'da Türkiye'ye döndüm. Aile dizimi yöntemi, sorunu ele alan bireyin, ailesinin temsiline dayalı bir terapi yaklaşımı.Bize şikayetiyle gelen kişiyi grup terapiye alıyoruz. Seans sırasında danışanımız, ailesinin tüm bireylerini ve kendisini temsil etmek üzere grup içinden bireyler seçiyor. Onları kendi düşüncesine göre yerleştiriyor.Eğer annesiyle arasında sorun varsa arkası dönük yerleştiriyor veya babasıyla arasına mesafe koyuyor. Bunu bireysel terapide birtakım sembollerle temsil ediyoruz.Minyatür oyuncakları kullanıyoruz. Bu şekilde ailenin, kişinin gözündeki resmi ortaya çıkıyor.Terapiler en fazla 6-8 seans sürüyor.Çözümleme ise son seansta gerçekleşiyor.Ben bu resmi, en son aşamada çözümlüyorum. karın bölgesindeki yumru yavaş yavaş küçülüyor. Aile dizimi yöntemiyle, yaşam enerjisi yeniden özgürlüğüne kavuşuyor."

Hayatım değişti

Aile dizimi yöntemi Türkiye'de çok yeni olmasına rağmen, bu yönteme başvuranlar daha şimdiden hayatlarının değiştiğini söylüyor. Annesiyle yıllardır konuşmayan ve ailevi konularda annesini suçlu gören 45 yaşındaki K, onlardan biri. Aile dizimi tedavisinin ardından kuş gibi hafiflediğini söylüyor. K. önce başka şehirde yaşayan annesinin yanına giderek onunla diyaloğunu güçlendirdiğini ardından da hayatındaki akışın tamamen pozitif bir çizgide gittiğini söylüyor.
Boşanma aşamasına gelen ve sürekli kavga eden bir çift de aynı görüşte.10 yıllık evlilikleri olan ve " Tamamen ayrı dünyaların insanı olmuştuk.Ortak konu bulamıyor ve sürekli birbirimizi kırıyorduk" diyen çift, şimdi ise "Beraber eğleniyoruz, arkadaş olabildik. Şaşkınız" diyor.


KABUL ET ve ÖZGÜRLEŞ

(Figen Atalay)

Mehmet Zararsızoğlu, TÜRKİYE’de çok yeni olan bir psikoterapi yaklaşımına öncülük ediyor. “Yaşam enerjisinin yeniden özgürleşmesi ve kişinin verimli,anlamlı, doyumlu bir yaşam sürmesine destek veriyoruz.”

Eskiden ruhsal bir sorunun kökeninde, çocuklukta anneyle yaşanan bir travma olduğu ortaya çıkarıldığında, danışana “annenden kurtul”deniliyordu. Şimdi ise önerilen “Kabul et ve özgürleş.”

Terapist Dr.Alon Gratch, “Erkekler Dile Gelse” adlı kitabında, “Bana göre,yeterince iyi bir terapi, başkalarının seçimleriyle nasıl kurban durumuna geldiğimizi değil- zaten bu konuda elimizden bir şey gelmez- danışanların seçimlerine ve onların nasıl değiştirilebileceğine odaklanır.Elbette, bu danışanı suçlamak anlamına gelmez. Kendinizi ya da anne babanızı suçlamak yerine sorumluluk almanız gerektiği anlamına gelir” diyor.

Bir başka terapist, Mehmet Zararsızoğlu da sorunların yalnızca çocuklukta yaşanan olumsuzluklardan değil, daha da geçmişten kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor. Dr. Zararsızoğlu, psikoterapide, “ özgün ve özgür bir ruhla her insanın çok özel ve ayrıcalıklı” olduğundan yola çıkarak “Aile Dizimi” yaklaşımını uyguluyor. Sloganı ise “ Etkiyeni (etkileyen anlamına kullanılıyor) görmek..... Olanı kabul etmek....Çözüm getireni bulmak....Bütünün parçası olanı korumak.”

Zararsızoğlu’nun, Suadiye’deki Bert Hellinger Türkiye Enstitüsü ve Ultima Psikoterapi Merkezin’deki terapi odasındayız. Burada da filmlerde gördüğümüz türden bir “ terapi kanepesi” var, ama yalnızca sembolik. Danışan, pasif biçimde yatmak yerine koltukta oturuyor. Doktor ise kanepede oturarak onu dinliyor. Bu görüntüyü, klasik terapi seanslarından ayıran yalnızca bu farklılık değil. Burada, dünyada yıllardır uygulanan, Türkiye’de ise çok yeni başlayan bir psikoterapi yaklaşımı olan “Aile Dizimi” yöntemiyle sorunlara çözüm aranıyor.

Bu yöntem 1993’ ten bu yana bütün dünyada uygulanıyor. Zararsızoğlu, “Aile Dizimi” uygulamasıyla bedensel ve ruhsal olarak görünenlerin arkasına bakma cesareti gösterildiğini vurguluyor. Sorunların yalnızca çocukluktaki travmalara, anne - babayla yaşananlara indirgenemeyeceğini, çünkü anne - babanın da bir zamanlar çocuk olduğunu, onların da modelleri bulunduğunu belirtiyor. Bugün yaşananların, anne - babaların, onların anne - babalarının, ailedeki diğer bireylerin geçmişteki yaşamlarıyla, onların ağır kaderleriyle ilgili olabileceğine dikkat çekiyor. Bu yöntemle bir sorunun tek seansta bile çözülebildiğini, en çok da sekiz seansa kadar sürdüğünü öğreniyoruz. Zararsızoğlu’na, Aile Dizimi yöntemi ile ilgili sorular sorduk.

Aile Dizimi nedir?

Aile Dizimi, sorunu ele alınan bireyin, güncel ya da köken ailesinin temsili olarak dizilmesine dayalı bir yöntemdir. Grup içinden aile bireylerini ve dizimi yapılan kişiyi temsil edecek bireylerin seçilmesi ve kişi tarafından mekana dizilmeleriyle başlar. Bu şekilde ailenin, kişinin içsel gözündeki resmi ortaya konulmuş olur. Çeşitli kilitlenmeler, blokajlar içeren bu resim, katılımcıların kendilerini, ‘ ruhun derin hareketleri’ ne bırakmaları sonucu terapist tarafından adım adım değiştirilir ve herkes için aydınlatıcı ve özgürleştirici olan ‘çözüm resmi’ne ulaşılır. Bir rol oyununun,canlandırmanın söz konusu olmayışıyla Aile Dizimi psikodrama gibi diğer terapi tekniklerinden ayrılmaktadır. Buradaki temel dinamik, temsil ettikleri aile bireylerini hiç tanımayan temsilcilerin, yalnızca mekandaki konumları ve diğerleriyle ilişkilerinden hareketle söz konusu kişilerin iç dünyalarını, duygu ve tepkilerini hissedip yansıtmalarına dayanır. Aile Dizimi konusunda bilgi ya da deneyim sahibi olmalarından bütünüyle bağımsız olarak temsilciler başka bir sistemin bilinç alanına girmektedirler.

Aile Dizimi yöntemi hangi sorunların çözümünde işe yarıyor?

Düzenli bir şekilde gerçekleştirilecek aile dizimleriyle; cinsellikten bedensel hastalıklara, ilişki sorunlarından bağımlılıklara kadar yaşamın herhangi bir alanında kriz ya da kilitlenme yaşayan kişilere sorunlarının kökten çözümünde yardımcı oluyoruz. Yaşam enerjisinin yeniden özgürleşmesi ve kişinin verimli, anlamlı, bütünlüklü, doyumlu bir yaşam sürmsine destek veriyoruz.

Fenomenolojik sistemik yaklaşım nedir?

Aile Dizimi’nin temelinde yer alan fenomenolojik sistemik yaklaşım, aile sisteminin dolaysız ama sevgi düzenleri çerçevesinde algılanmasına dayalıdır. Dizimi yapılan aileye mevcut teorilerin, açıklama ve yaklaşımların ötesinde doğrudan ve kendi içinde ‘bakılır’. Böylece sergilenen durum, hazır şablonlara zorlanmaksızın ilk elden görülür, kavranır. Kilitlenmelerin çözümüne de aynı şekilde her seferinde birey ve ailenin özgül durumundan hareketle ulaşılır.

Psikoterapiye erkekler mi daha çok geliyor, kadınlar mı?

Yüzde 90 oranında kadınlar geliyor. Evli, boşanmış, kariyer sorunu olan kadınlar geliyor. Ama aslında çok ciddi bir bastırma mekanizması nedeniyle Türkiye’deki erkekler her türlü bedensel ve ruhsal hastalığa daha davetkar. Terapi için başvurmak erkeklere zor geliyor.

En çok hangi sorunlarına çözüm arıyorlar?

En çok ilişkisel ve cinsel sorunlarla geliyorlar. İlişkilerinin kalitesini arttırmak isteyenler, partnerleriyle duygusal soğukluk yaşayanlar geliyor.

Yaşamın ağır kaderleri nelerdir?

Ailede çok küçük yaşta ölen bir çocuk, doğan bir çocuğun bir başkasına evlatlık verilmesi, anne ve babasının ayrı yaşaması, boşanmalar, çocuğun 2-3 yıl için büyükanne, dede yanına bırakılması, yatılı dönemler, intihar, intihar denemesi, kanser gibi ciddi rahatsızlıklar, ilk evliliğin, sevgililiğin mağduriyetle sona ermesi, mirastan haksız yere men edilmek, aileden dışlanmak, aileden birinin birini öldürmesi ya da öldürülmesi.
 

KOLTUKLARI SEÇİN ÇÖZÜME ULAŞIN

Funda Çatar

Sevgisini dile getirmeyen, yüzünde en ufak bir tebessüm göremediğiniz, babanız... Sizi sürekli eleştiri bombardımanına tutan, hep gözönünde olmanızı isteyen, anneniz...... Çocuk sahibi olmayı bir türlü kabul ettiremediğiniz, eşiniz....Kızdığınız, kırıldığınız ya da red ettiğiniz, aile bireyleriniz..... Onları yargılamadan önce bu davranışlarının, bilinçsizce üstlenilen model, rol ya da kilitlenmelerden kaynaklanabileceğini düşündünüz mü hiç? Aslında belki de hiç tanımadıkları büyükanne ya da büyükbabalarının, hatta kuzenlerinin kaderlerini devraldıklarını...Ve kızgınlık, red gibi olumsuz duygulara dayalı ilişkilerinize devam ettiğinizde aynı portreyi sizin de çizmeye başlayacağınızı... Veya, siz... Özel ilişkilerinizde neden hep başarısız olduğunuzu düşündünüz mü? Peki ya cinsel soğukluğunuzun altında yatan nedeni? Kimbilir, belki siz de halanızın kaderini devralmış olabilirsiniz pekala! İşte bu noktadan yola çıkan dünyaca ünlü psikoterapist Bert Hellinger, “Aile dizimi” adlı bir psikoterapi yöntemi geliştirdi. Bu yöntemin metodu ise bir hayli ilginç; aile bireylerinizi temsil eden ‘koltuklar’la çözüme ulaşmak!

Soyağacınız, kaderiniz!

Psikoterapist Bert Hellinger’e göre, ilişkilerde yaşanan sorunlar ve psikolojik rahatsızlıkların kökeninde “soyağacımız” yatıyor. Bu sorun, bazen babanız, anneniz, bazen de halanız, ya da atalarınızla ilgili olabiliyor. Yani siz, belki de hiç tanımadığınız, evlatlık verilen bir kuzeninizin kaderini devralabiliyorsunuz. Dolayısıyla tüm yaşantınız boyunca kendinizi “evlatlık verilen” bir çocukmuş gibi hissedebiliyor, sevgisizlikten yakınabiliyorsunuz. Ancak kalbinizde ait olmanız gereken yere ulaştığınızda “kilitlenme” ortadan kalkıyor, kuzeninizle aynı kaderi yaşamaktan kurtuluyorsunuz. İşte bu noktadan yola çıkılarak gerçekleştirilen bu terapi yöntemi de ‘güncel’ ya da ‘köken’ ailenizin temsili olarak dizilmesi esasına dayanıyor. Aile dizimi, soy ağacınızdaki ağır yaşanmışlıkların farkına varmanızı, kendinizi o insanların yerine koyarak davranışlarının altında yatan nedeni ve neler hissettiklerini daha iyi görmenizi sağlıyor. Görerek, kabul ederek; eleştirmeden, yargılamadan.... Çünkü öfke, nefret, kızgınlık ve redde dayalı her ilişki, sizin hiç istemediğiniz halde, o modele tıpatıp benzemenize neden oluyor. Üstelik öfkeniz bir süre sonra kendisine bedensel bir takım semptomlar da seçmeye başlıyor ve tablo, çok daha ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Dolayısıyla, sağlıklı bir yaşam ve sağlıklı bir ilişki için öncelikle içinizdeki olumsuz düşüncelerden arınmanız gerekiyor. Peki, bu nasıl gerçekleşiyor?

Türkiye’de yeni tanınmaya başlayan bir terapi yöntemi. Adı: Aile dizimleri. Amacı, yaşamın herhangi bir alanında “ kriz” ya da “ kilitlenme” yaşayan kişilere, sorunlarının kökten çözülmesinde yardımcı olmak. Bu terapide başrolde, “siz” ve “ koltuklar” var!

Amaç, “ kilitlenmeyi çözmek”

Amaç diziminin amacı; yaşamın herhangi bir alanında, “ kriz” ya da “ kilitlenme” yaşayan kişilere, sorunlarının çözümünde kökten yardımcı olmak. Aile dizimleri, hem “ bireysel” hem de “grup” terapisi çerçevesinde uygulanıyor. Bu süreç, terapiye katılan grup içindeki “bireylerle” ya da temsili olarak kullanılan “ koltuklarla” gerçekleştiriliyor. Cinsellikten ilişki sorunlarına, hoşnut olmadığımız anne baba rollerimizden ruhsal hastalıklara kadar pek çok sorunda başvurulabilen aile dizimi; 8-10 seansta, hastalığa yol açan “duygusal kilitlenmeleri” çözüyor. Yüreğinizi özgür bırakmanızı sağlayarak gerçek kişiliğinize kavuşmanıza yardımcı oluyor.

Az sayıda bilgiyle....

Bert Hellinger Türkiye Enstitüsü’nün kurucusu Mehmet Zararsızoğlu tarafından uygulanan terapiler şöyle gerçekleşiyor...

Aile diziminde hayatınızdaki ayrıntılı bilgilere gerek duyulmuyor. Bunun nedeni de kilitlenen dinamiği az sayıda bilgiyle görünür hale getirmenin daha kolay olması. Örneğin; aile kimlerden oluşuyor? Ölü ya da erken doğan, sakat olan bireyler var mı? Anne baba ya da diğer aile bireyleri nişanlılık veya evlilik döneminde ciddi problemler yaşamış mı?

ÇÖZÜMÜ NASIL?

. Terapi, aile bireylerinizin yaşadıkları ağır olaylar karşısında neler hissettiklerini, korkularını ve kaygılarını terapistiniz aracılığıyla görmenizi sağlıyor.Aile bireylerinizin yerine geçerek, onları temsil eden koltuğa oturarak, neler hissettiğinizi aktarmanız isteniyor.

. Burada sarfettiğiniz kelimeler, hastalığınızı çözen ve hiç kimsenin değişmesini beklemeden “kabul ederek” oluşturacağınız ruhsal özgürlüğe doğru yol almanızı sağlıyor: “ Seni artık olduğun gibi kabul ediyorum!

. Terapiler sırasında, sevgisini gösteremeyen babanızın size destek vermemesinin veya annenizin sürekli eleştirmesinin altında yatan yaşanmış ağır olayları gördüğünüzde, onlara olan nefretiniz hızla törpülüyor.

. O insanların neler yaşadıklarını farkettiğinizde, yüreğinizin derinliklerinde acı ve yanma duygusu oluşmaya başlıyor.

. Bu süreçten sonra maksimum 8 ay ile 1 yıl içinde ruhunuzun giderek özgürleştiğini hissediyorsunuz.

. Hissettiğiniz öfke, soğukluk, kin gibi duygular çözülüyor ve yüreğinizi özgür bırakıyorsunuz!

. Artık her şey değişime uğruyor...Öyle ki kendinize özgü bir insan, kendinize özgü bir kişilik olmaya başlıyorsunuz ve kendi çözümünüzü üretiyorsunuz!

‘Koltuklar’ başrolde!

Bireysel terapilerde aile dizimi koltuklarla gerçekleştiriliyor. Aile hikayeniz, terapistin verdiği ev ödevleri aracılığıyla, bir nebze soyağacınızı araştırmaya dayanıyor. Ve, aileniz hakkında verdiğiniz bilgiler doğrultusunda ‘anne’, ‘baba’, ‘ teyze’, ‘ölen kardeş’, veya ‘anneanne’ gibi bireyleri temsil eden koltuklar seçiliyor. Peki, bireysel terapide aile bireylerinin yaşadıkları içşel sıkıntılar nasıl dile getiriliyor? Burada önemli olan, koltukların temsil ettiği kişiler ve sizin bu koltukları nasıl dizdiğiniz. Örneğin; babanızı temsil eden koltuğu diğer koltukların dışında, uzak bir yere yerleştirdiğinizde, bu sizin babanızla ciddi bir sorun yaşadığınıza işaret ediyor. Siz, terapide yine de az ve öz konuşan tarafsınız. Aile diziminin geleneksel terapilerden farkı, sorulara kısa yanıtlar verilmesi ve telkinde bulunulmaması. Bireysel aile dizimi terapisinde, aile bireylerinizi temsil görevini terapistiniz üstleniyor. Dr.Zararsızoğlu, aile bireylerinizi temsil eden koltuklara uzanıyor. Terapi de böylece başlıyor...

Dr. Zararsızoğlu, bir bakıyorsunuz annenizi temsil eden koltuğa oturuyor; davranışlarını bir türlü kabullenemediğiniz annenizin duygularını, iç sıkıntısını ve ağır kederlerini içten bir şekilde adeta yaşıyor. Diğer koltukta ise babayı temsil ediyor. Bu kez, biraz dışarıda kalan, aslında sevgisini kendi içinde yaşayıp belli etmekte zorlanan pasif babanın çaresizliği yerleşiyor terapistinizin yüzüne. Veya, küçük kardeşinizin bunalımları, kanserden ölen ağabeyin verdiği özlem duygusu, terapistinizi sarıp sarmalıyor. Ve siz ilk kez, ailenizde hiç görmediğiniz ve hiç anlam veremediğiniz yaşanmış ağır olayları bir film gibi izlemeye başlıyorsunuz adeta. Bu yaşanmışlıkların, red ettiğiniz ya da kızgınlık duyduğunuz kişinin ruhsal yapısı üzerinde nasıl bir etki yarattığını şaşkınlık içinde izliyorsunuz. Bu kez yorumcu farklı bir kişi, o kadar.

SORUN ÇOCUKLUĞUMUZ DEĞİL ATALARIMIZMIŞ!

(Füsun Saka)

. Aile Dizimi yöntemine göre, sorunların kökeni tarihte

. En iyi örnek, Fransız ihtilalini yaşamış ailelerin torunları

. Torunlar merhamet edilmemiş dedelerin acısını yaşıyor

. Ebeveyne saygı eksikliği kanser nedeni olabiliyor

. Alkolizmin kökeninde babayı reddetme yatıyor

. Annenin reddi ise migrene yol açıyor

Büyükçe bir odanın içinde bir terapist, bir danışan ve danışanın aile bireylerini temsil eden beş ya da altı kişi, danışanın onları dizdiği sırada ve konumda öylece duruyorlar. Bir yolculuk için bekliyor gibiler.Danışan onları, odada konumlandırırken, omuzlarından tutarak bulundukları yere koyduğu için, terapist ondan gelen etkiyi alıp almadıklarını merak ediyor. Biraz sonra başlayacak olan seansın ilk hazırlıkları bunlar. Herkes biraz kendi iç dünyasına dönmüş durumda.

Profesör Bert Hellinger’in “Aile dizimi” adını verdiği bu terapi yöntemi bildiğimiz terapilerden çok farklı. Tamamen kişilerin geçmişlerini ön plana çıkartan ve geçmiş kuşakların yaşadıklarının, birey üzerindeki etkisiyle hareket eden ve buradan yola çıkarak kişilerin psikolojik sorunlarını çözmeye çalışan bir yöntem.

Mehmet Zararsızoğlu da bu yöntemi Türkiye’de uygulayan bir isim. Zararsızoğlu, Bert Hellinger’in “ Aile dizimi” yöntemiyle 1990’lı yılların başında tanışmış. Bert Hellinger seminerlerine katılan Zararsızoğlu, psikoterapi konusunda o güne kadar bildiklerinin, aysbergin sadece üstünü gördüğünü anlamış. Zararsızoğlu, Hellinger’in 600 kişilik bir hasta grubuyla çalışmasını izlerken düşündüklerini şöyle anlatıyor: “ Çok etkilendim. Bir psikoterapistten çok , sanki bir şaman, büyülü bir adamdı... Bunun sadece ona özgü bir şey olduğunu düşündüm önce. Benim aynısını yapmam mümkün değildi. Yıllar boyu süren terapilerin ne kadar aysbergin üstüyle ilgili olduğunu anladım birden.”

Bert Hellinger, Türkiye Enstitüsü’nü kuran Zararsızoğlu, Hellinger’in bu yaklaşımına, sistemik, fenomenolojik, psikolojik yaklaşım dediğini ve bunun daha çok felsefi bir yaklaşım olduğunu söylüyor. Dünyanın henüz on yıldır tanıdığı bu yeni terapide, danışan ve terapist, ne olduğunu çok fazla anlamadan, varolan bütünün parçası olarak kendilerini kabul edip, batılı anlayışlardan bir miktar vazgeçiyorlar. Buna göre, hepimizin ait olduğu bir bütün var ve biz onun parçalarıyız. Böyle hareket edersek, o bütünü olduğumuz parçanın işleyişine dair gördüklerimizin ötesine bakmayı başarabiliriz. Zararsızoğlu, burada kendi rolünü ne küçümsüyor ne de abartıyor: “ Ben seni iyileştireceğim gibi iddialar olmaksızın, cesaretle kişinin yaşamı üzerine gidiyorum. Karşılaşacağım acılar, ödeyeceğim bedeller sizden bir enerji alıyor ama otoriter yaklaşımımda bir düzen buluyor. Bu psikoterapiyi diğer terapi yöntemlerinden ayıran bu. Ben senin köklerine ineceğim ve bu problemini köklerine inerek çözeceğim, nasıl bir alt yapıya sahip olduğunu anlamak için birlikte yolculuk yapmaya varım” diyor.

Morfojenetik alan

Bert Hellinger’in terapilerinde, köklerin psikolojik sorunlardaki genetik etkisi önemli. Morfojenetik alan, geçmişle ilgili sorunların genlerle değil alanlarla da geçtiğini açıklıyor. Bunlar elektromanyetik alanlar. Yani dünyada olan herşey bu alanlarda hafızaya alınıyor. Bunlar nesiller boyu aktarılıyor. Örneğin Japonya’da maymunlardan biri normal patatesi alıp denize sokarak yıkıyor ve tuzlu bir tat oluşuyor. Bu daha evvel hiçbir maymunda olmayan bir davranış biçimi ama diğer maymunlar da üç dört ay sonra patatesi denize sokarak yemeye başlıyor. Olanları hissetmek gibi. Adının ne olacağını anlamaya gerek olmayan böyle bir alan var ve olan birşeyin aynen tekrarı oluyor. Zararsızoğlu’na göre, bunu şu anda bilimsel olarak açıklamak mümkün değil. Kayıt yoluyla daha önce olanlar devam ediyor. Hellinger’in 1989’da bir toplantıda yaptığı açıklamaya kadar böyle bir konudan dünyanın haberi yoktu. Onun tecrübelerine göre, bugün yaşanan psikolojik sorunların temeli, nesiller evvelinden atılıyor. Ailede bir çocuğun küçük yaşta ölmesi veya çocukların çok küçük yaşta başka birilerine verilmeleri, ebeveyn kayıpları, aileden birinin intiharı, aile dışına itilme; kabile vicdanı denen ağır yaşamsal kaderler arasında yer alıyor. Bu sorunlar kollektif aile vicdanı tarafından hafızaya alınıyor. Ailelerde bir sevgi düzeni var. Sistemin dışına itilmeler, zoraki kopuşlar kayıt ediliyor ve bunun aktarımı nesiller boyu devam ediyor. Dışlanmış kişiden sonra doğanlar da, o kişinin kederini, hastalığını alıyor ve köklerinden mahrum bir hayat sürüyor.

Ve yüzyıllar öncesi

Tarih büyük savaşlarla dolu... Hellinger’in bu amaçla yaptığı çalışmalar var. Özellikle de Fransız ihtilalini yaşayan ailelerin soyağaçları bulunabildiği için denek olarak bu aileler kullanılmış.

Özellikle psikoz yaşayan, şizofren olan insanların aileleriyle ilgili çalışmalarda görülüyor ki, bu insanlar, Fransız ihtilalinde kurban giden ve öldükleri için yeteri kadar merhamet edilmeyen ailelerin torunları.

Size ait olmayan yaşamsal bedellerin içinizde tutulup, size ait olmayan bir yaşamı sürdürmenize neden olması psikozu yaratıyor. Ruhsal bütünlüğünü yitiren insanlar, başkalarına ait kederleri içlerinden attıklarında, psikoz da ortadan kalkıyor. Bu konudaki çalışmalar Avrupa’da 10 yıldır biliniyor. Kavgalar, cinsel sorunlar, psikozlar artık fenomenolojik yaklaşımla çözülüyor.

Hellinger yöntemiyle iyileşenler

1.Büyükanneden gelen terkedilme korkusu

A.,16 yaşında bir genç kız.Sorunları, babası ve annesinin ayrılığından kaynaklanıyor.Babası 19 yaşında genç bir kızla birlikte ve A. Bunu kabullenemiyor. Mehmet Zararsızoğlu, iki seans sonunda, sorunun A.’da değil, A.’nın annesinde olduğunu söylüyor.A.’nın annesi F.seanslara başlıyor ve aslında görülüyor ki, onun da annesiyle yaşadığı sorunlar, evliliğine ve kızının hayatına yansımış. F.’nin annesi onları 40 yıl önce, ‘ben birine aşık oldum’ diyerek terketmiş. F. Bir yandan annesine düşman olurken, bir yandan da hep bir ayrılık korkusu barındırmış içinde. Sekiz seansta bu korkular aşıldı. Şimdi ne eşi, ne de annesiyle sorunu var.

Turimci olan F. Şimdiye kadar kendine hiç özen göstermezken, artık hayata çok farklı bakıyor. Örneğin eski F., renkler konusunda çok muhafazakardı. Oysa şimdi rengarenk giyiniyor.

2. Sorunun kökeni intihar eden kayınbirader

Bir şirkette yönetici olan G. 35 yaşında evli ve bir çocuk sahibi. İyi bir eş ve anne olamadığı yönünde derin kaygıları var. Eşiyle bu yüzden anlaşamıyor. Evde hiç yemek yapılmıyor ve çocuk bakıcısına “ anne” diyor. Terapilere başladığında, G.’nin annesini kaybetme korkusu olduğu ortaya çıkarken, asıl sorunun kocasında olduğu da farkedildi. G’nin kocasının erkek kardeşinin sevgilisini öldürüp intihar etmesi, G’nin kocasını çok olumsuz etkilemiş. Şimdi bunun üzerinde çalışılıyor.Terapistlere inanmayan G’nin kocası S. Üçüncü seansın sonunda ‘artık huzurluyum’ diyebiliyor.

Belirgin sorunlar ve nedenleri

Babayı reddeden alkolik,

Anneyi reddeden migrenli

Kansere sevimsiz görünmeyi sevenler, kendini değersiz ve gereksiz görenler yakalanıyor.

Ebeveyne karşı saygı olmaması,kanserde önemli faktör

Alkol ya da uyuşturucu bağımlılığının kökeninde babanın reddi var. Babasını küçük yaşta kaybedenlerde bu durum gelişebiliyor.

Aşırı yemek ve kusma(blumia) sorununun altında anneye sadakat yatıyor.

Anoreksiya nevroza, babanın gitme eğilimi yaşadığı durumlarda ortaya çıkıyor.

Eşin, daha önceki evliliğini kabul edememe ciddi depresyon nedeni. İlk ilişkide ayrılan partner, eski eşe hakettiği ilgiyi göstermiyorsa, ikinci ilişkiyi de o ilişkinin sevgisizliği bekliyor demektir.

Ailenin geçmişinde ağır olaylar varsa, bununla yaşamak psikoza neden olabiliyor. Geçmişte karşı cinsten birine yapılan haksızlığın cezasını ödemek, eşcinselliğe bile neden oluyor.

Kalp ağrılarında, uzun zaman görülmeyen bir çocuğa duyulan özlem yatıyor.

Anneyi kabul etmeyen kızlarda migren olabiliyor.

Sorular

“ Bana köklerini anlat”

Fenomenolojik algılamada, başarıya ulaşmanın en iyi yolu dizimin hemen öncesinde, yalnızca en gerekli soruların sorulmasıdır.Bu sorular şunlardır:

Aile kimlerden oluşuyor

Ölü doğmuş, erken ölmüş ya da sakatlık gibi alın yazısı olan bireyler var mı?

Anne-baba veya büyük annenin bilinen ilişki öncesinde nişanlılık, evlilik ya da uzun süren bir ilişkisi oldu mu?