| |
|
Neden ve
hangi durumlarda Sistem-Aile Dizimi çalışması yapılır?
Psikolojik
ve Zihinsel Sağlık Sorunları:
Depresyon, endişe, panik ataklar, psikozlar, saplantılı
düşünceler, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, korkular,
fobiler, çekilen kederler, manasızlık, saplantılı-zorlamalı
bozukluklar, dikkat eksikliği/hiperaktiflik rahatsızlığı,
travma sonrası bozukluklar, vb.
Fiziksel
Sağlık Sorunları:
Aile bireyleri arasında tekrarlayan hastalıklar, kendi
kendini yaralama, kazalar, kronik veya uzun süreli
hastalıklar, kronik ağrı, erken ölümler, vb.
Aile ile ilgili Sorunlar:
Ebeveynlerin
reddedilmesi, depresyondaki çocuklar, şiddet yanlısı
çocuklar, şiddet yanlısı erkekler, kötü muamele gören
kadınlar, zihinsel, fiziksel ve cinsel açıdan kötü muamele
gören çocuklar, bilinen veya bilinmeyen üvey kız veya erkek
kardeşler, aile sırları, kabul edilmeyen kız veya erkek
çocuklar, göç eden aile bireyleri, yanlışlıkla alınan talih,
vb.
İlişki Sorunları:
Eş-partner ilişkilerinde
yaşanan zorluklar, mahremiyet, evlilik sorunları, cinsellik,
yalnızlık, rasgele cinsel ilişki kurma, başarısız ilişkiler,
vb.
Üreme
Sağlığı Sorunları:
Kadınlarda görülen kanser hastalıkları, kısırlık, sık düşük
yapma, ölü doğmuş çocuklar, kürtaj, zorlu hamilelikler,
çocuğunu doğururken annenin ölmesi, vb.
Savaş ve Şiddet:
Kayıp kişiler, işkence
görenler, savaş sırasında öldürülen veya öldürenler, ailede
suç işleyenler, etnik, cinsel veya dini ayrımcılık
kurbanları veya bu gibi ayrımcılıklar nedeniyle suç
işleyenler, vb.
Geçmişte
yaşananlar, yaşanmış bitmiş olsa da biz bilincinde olmadan
ailenin kolektif vicdanı gereği travmatik etkileri şu anda
yaşadıklarımızda belirleyici rol oynuyor.
Bu terapi
yöntemi, yaşama ait sorunlar ve hastalıkların çözümünü
geçmiş kuşaklardaki unutulan, yok sayılan, aileden dışlanan
kişilerde ve buna bağlı oluşan ağır kaderlerde buluyor.
Ruhsal
sorunlar da genetik olarak kuşaktan kuşağa aktarılıyor,
genlerle sadece fiziksel özellikler ve hastalıklar değil;
mutsuzluk, bağımlılıklar ve travmalar da nesilden nesile
taşınıyor.
Depresyonun
nedeni, 50 yıl önce aile içinde yaşanmış ağır bir olaya,
bebek yaşta
ölüp unutulan ve adı hiç anılmayan bir kardeşe veya dayıya
dayanabiliyor.
Ya da
partner ilişkilerindeki çözümsüzlüklerin nedeni,
hiç
tanınmayan eski bir eş veya nişanlının geçmişte yaşadığı
duygusal bir mağduriyetin sonucu olabiliyor.
Eş-Partner
İlişkileri:
Ayrıca kadınla erkeğin arasındaki zıtlıkların bitmeyen
uzlaşma hikayesidir. Uzlaşabilmeleri için, birlikte yaşamayı
hiç de kolaylaştırmasa dahi, farklılıklarını, zıtlıklarını
korumak zorundadırlar.
Eski bir hikayeye göre, Amor(sevgi) okunun kalbimize isabet
etmesi sadece aşık olmamızı sembolize etmez. Bu romantik bir
hikaye olmanın ötesinde, aslında çok acı verici trajik bir
hikayedir. Çünkü yaralanırız. Hem de öyle herhangi bir
yerimizden değil, içimizin en derininden sadece acıyı en
yoğun hissettiğimiz yaşam nabzımızın attığı merkezden,
kalbimizin ortasından ve merkezimizin de tam ortasından
yaralanırız.
Kalbe saplanan bir okun ölümcül olması nedeniyle aslında
ölmemiz gerekir.
Bu anlamda
sevgi bizden ölmemizi bekler!
Gerçekten ölen bir insan, kişi değildir; sevgi, birliktelik,
evlilik, partnerlik üzerine ve kendimiz üzerine olan
düşüncelerimizin, fikirlerimizin ölmesidir. Buna hazır
olabilirsek, ilişkimiz kendi içsel gelişimimizin bir hücresi
olup aynı zamanda kendi kendine de her zaman gelişir.
Bu
anlatılanların, yaşamlarımızı neden ve nasıl etkilediğine
dair tüm sorulara, Mehmet Zararsızoğlu ile birlikte
gerçekleştirilecek Sistem-Aile Dizimi seminerlerinde derin
deneyimlerin yaşandığı yanıtlar bulunuyor.
Bu yöntem
kullanılarak; cinsellikten bedensel hastalıklara, psikomatik
rahatsızlığı olanlara, ilişki sorunlarından bağımlılıklara
kadar yaşamın herhangi bir alanında kriz ya da kilitlenme
yaşayan kişilere sorunlarının kökten çözümünde destek
sağlanıyor. Yaşam enerjisinin yeniden özgürleşmesi ve
kişinin verimli, anlamlı, bütünlüklü, doyumlu bir yaşam
sürmesine destek veriliyor.
Dizimlerde,
grup dinamiği sürecinden tüm katılımcılar derin bir şekilde
faydalanmaktadır.
|